Gelecek Partisi, siyasi hayatını sonlandırdı.
Sayın Ahmet Davutoğlu, dört sayfalık oldukça kapsamlı ve anlamlı bir manifesto yayımladı.
Tamamını okudum, bir kısmını da hafızama yazdım.
2020 yılının ilk ayında zatıâlileriyle bir görüşmem olmuştu.
Son derece yetkin, akıllı, bilgili, nazik ve donanımlı bir insan olduğunu müşahede etmiştim.
Dünyayı bilen, ülkemizi tanıyan; siyasi ve idari konularda son derece tecrübeli bir isimdi.
Yaptığımız görüşmenin ardından yanımdaki arkadaşlar hocayı nasıl bulduğumu sordular.
Ben de beş madde sıraladım:
Çok bilgili ama popülizm bilmiyor, hamaset bilmiyor.
Konuşmaları akademik ve üst düzey; bizim milletin anlamakta zorlanacağı bir üsluba sahip.
Saha ve taban siyasetinin zerresini bilmiyor.
Davutoğlu’ndan milletvekili olur, bakan olur, başbakan olur; ama siyasetçi olmaz.
Tespihte taş olur ama imame olamaz.
İşte yorumum buydu.
Nedense siyaseti bıraktığını duyunca içimde bir burukluk oluştu.
Elbette ülkem ve ülkemiz siyaseti adına…
Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin yetiştirdiği en ciddi mütefekkirlerden biridir; buna hiç kuşkum yok.
Daha önce de siyasi hayata ilgi duymuş, partilerde çeşitli kademelerde görev almış pek çok fikir adamı ve entelektüelin başına geldiği gibi, onun da fikrî derinliği ile siyaset bir türlü tam anlamıyla örtüşemedi.
Siyasi ve akademik hayatının her döneminde, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın rahle-i tedrisinden geçtiğini hissedebiliyordunuz. Tam anlamıyla Milli Görüş ekolünde yetişmiş bir isim olduğu belliydi.
Değişim çağındayız. Her türlü yeni gelişmeye hazırlıklı olunması gereken bir dönemdeyiz. Ancak yine de Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanı olduğu Gelecek Partisi’nin kapatma kararı aldığını öğrenince şaşırdım.
Şaşıranın yalnız ben olduğumu sanmayın. Haberi paylaşır paylaşmaz görüştüğüm herkes aynı şaşkınlığı yaşadı.
Daha da şaşırtıcı olan ise kapatma kararının, Ahmet Davutoğlu imzasını taşıyan ve birçok yönüyle adeta yeni bir parti beyannamesini andıran bir metinle duyurulmasıydı.
Uzun açıklama şu cümlelerle sona eriyor:
“Bizim mücadelemiz, herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir.
Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz.”
Gelecek Partisi, yedi yıllık bir mücadelenin ardından siyasete veda etti.
Davutoğlu’nun açıklaması ise bir vedadan çok, bir protestoyu andırıyor.
Partisini kapatma kararını dört sayfalık kapsamlı bir manifestoyla açıklamasından da anlaşılıyor ki; ilke ve iddialarından vazgeçmiş değil.
Bu metnin giriş ve sonuç bölümlerini değiştirseniz, rahatlıkla yeni bir partinin kuruluş beyannamesi olarak okutabilirsiniz.
Öyleyse Hoca neden parti siyasetinden çekiliyor?
“Ne anladın, bunu tek cümleyle anlat.” derseniz, cevabım şu olur:
“Çabalarımız sonuçsuz kalmıştır.”
Belki de açıklamanın özeti şu cümlede saklı:
“Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.”
Başdanışmanlığı, bakanlığı ve başbakanlığı dönemlerinde tanıklık ettiği olayları, uluslararası gelişmeleri ve yerli-yabancı devlet adamlarıyla yaşadığı tecrübeleri bugüne kadar zaman zaman kamuoyuyla paylaştı.
Artık bunları sistematik bir şekilde, belki de kapsamlı bir hatırat kitabında topluma aktarma zamanı geldi.
Bu kadar Ahmet Davutoğlu’ndan bahsetmişken yazımı şu düşünceyle bitirmek isterim:
AK Parti ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan, uzun yıllar birlikte siyaset yaptığı ve başbakanlık gibi her siyasetçiye nasip olmayacak bir görevi tevdi ettiği Sayın Ahmet Davutoğlu’nun bilgi ve tecrübesinden yeniden faydalanmalıdır.
Çünkü buna hem AK Parti’nin ihtiyacı vardır hem de Sayın Davutoğlu’nun.
Selametle…