enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,4450
EURO
53,4922
ALTIN
6.411,51
BIST
14.518,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat
Parçalı Bulutlu
25°C
Yozgat
25°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
26°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
19°C

“Alışveriş kültürü”

“Alışveriş kültürü”
18.06.2026
A+
A-

Hepinizin bildiği, sarı renkli ve ülkemiz ticaretinin en büyük platformlarından biri olan alışveriş sitesine baktım.

3 milyona yakın alışveriş ilanı var.

1 milyona yakın araç ilanı var.

1,2 milyona yakın emlak ilanı var.

Bunun gibi birçok alışveriş sitesi var. Onları da alt alta toplarsanız, 10 milyon adetlik bir ticaret hacminden bahsediyorum.

Alan da çok, satan da çok.

Alana da hayırlı olsun, satana da hayırlı olsun.

İnternet ticareti konusunda yazabileceğimiz çok mevzu var ama bugün sadece işin nostalji boyutuna, toplumun alışveriş kültüründeki değişim ve dönüşüme, bir de alım gücündeki zorluklara dikkat çekmek istiyorum. Elbette konuya girmeden önce, bu hususta dikkat edilmesi gerekenler hakkında ilgi çekmek istiyorum. Ne dersiniz?

Müsaadenizle küçük bir fıkra ile konuya anlam katmak istedim…

Fare, yuvada yavrularına ekmek kazanmanın zorlukları ve tehlikeleri hakkında öğütler verir:

“Evde ışıkların sönmesini bekleyin, uzun süre sessizlik olmasını bekleyin…” gibi.

Bir gün yavru fare koşarak annesine gelir:

“Anne, deliğe çok yakın yerde kocaman bir peynir parçası var. Çabucak alabiliriz.” der.

Anne fare yavrusunu alır, deliğe yakın yerden bakar ki büyükçe bir kalıp peynir duruyor. Yavru fareyi yanına alır ve uzaklaşır.

Yavru fare:

“Anne, neden almadık? Çok yakındı.” der.

Anne fare cevap verir:

“Evladım, peynir büyük, mesafe yakın. Bu işte bir puştluk var.”

Bir zamanlar evimize giren her eşya; bir gösterişin, bir zevkin, hatta bazen bir statünün simgesiydi. En büyük koltuk takımı, en parlak masa, en yeni model beyaz eşya… İnsanlar yalnızca ihtiyaçlarını karşılamak için değil, çevrelerine bir şeyler anlatabilmek için de alışveriş yapardı. Evlerimizde sadece eşyalar değil, hayaller de sergilenirdi.

Ancak zaman değişti. Bugün aynı mağazaların önünden geçen birçok insan, vitrindeki sıfır ürünlerden çok ikinci el dükkânlarına, ilan sayfalarına ve yenilenmiş eşyalara yöneliyor. Çünkü hayatın gerçekleri, alışkanlıklarımızdan daha güçlü hâle geldi.

Artan fiyatlar, azalan alım gücü ve geleceğe dair belirsizlikler, insanların alışveriş anlayışını köklü biçimde değiştirdi. Eskiden “En iyisi olsun” diye başlayan cümleler, bugün “İşimizi görsün, uzun süre kullanalım” anlayışına dönüştü. Çünkü artık kimse yarının ne getireceğinden tam olarak emin değil.

Bugün maddi durumu iyi olan insanların bile ikinci el eşya tercih ettiğini görüyoruz. Çünkü mesele artık sadece para değil; harcamaya yüklenen anlam da değişti. İnsanlar gösterişe değil, mantığa yatırım yapıyor. Bir zamanlar lüks mobilyalara ayrılan bütçeler, bugün birikime, eğitime, güvenceye veya geleceğe yönlendiriliyor.

Bu değişim yalnızca evlerde değil, iş yerlerinde de kendini gösteriyor. Ofislerde kullanılan masa, sandalye, dolap ve bilgisayar ekipmanları gibi birçok büro malzemesi artık ikinci el olarak tercih ediliyor. Çünkü iş dünyası da “Yeni olan her zaman daha değerli” anlayışından uzaklaşıyor. Kullanılabilir, sağlam ve ekonomik olan her geçen gün daha fazla önem kazanıyor.

Eskiden başkasının kullandığı bir eşya, bazı kişiler tarafından değersiz görülürdü. Oysa bugün insanlar bir eşyanın geçmişinden çok, bugünkü faydasına bakıyor. Çünkü bir eşyanın değerini yalnızca kutusunun açılmamış olması belirlemiyor.

Aynı değişim kıyafetlerde de yaşanıyor. İkinci el giyim ürünlerine olan ilgi giderek artıyor. Hem ekonomik nedenler hem de bilinçli tüketim anlayışı insanları farklı tercihlere yönlendiriyor. Artık birçok kişi, yeni bir ürün satın almak yerine temiz, kaliteli ve kullanılabilir bir ürünü tercih ediyor.

“Damlaya damlaya göl olur” sözü belki de bugün hiç olmadığı kadar anlam kazanıyor. Çünkü küçük gibi görünen tasarruflar, hayatın ağırlaşan ekonomik gerçekleri karşısında insanlara nefes aldırıyor.

Belki de değişen yalnızca alışveriş alışkanlıklarımız değil; hayata bakışımız. Eskiden sahip olduklarımızla değerimizi ölçmeye çalışırken, bugün sahip olduklarımızın bize ne kadar yettiğini sorguluyoruz.

Bir dönemin lüksü olan şeyler, bugünün ihtiyacına dönüşürken bize şu soruyu da sorduruyor.

Gerçek zenginlik daha fazlasına sahip olmak mı, yoksa elindekini doğru ve bilinçli kullanabilmek mi?

Bazen eski bir eşya sadece eskiden kalma değildir; bir çağın değişen hikâyesini anlatan bir ayna da olabilir.

Selametle…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.