Kıymetli okurlarım, bugün Dünya Engelliler Günü… Bana göre ise, Engelliler Bayramıdır. Çünkü 3 Aralık, bir Engelli Bayramı olarak kutlanıldığında gün gerçek manada anlamını bulmuş oluyor. Yoksa öbür türlü, engellileri salonlara toplayıp konuşma üzerine konuşma yapıyorlar.
Mikrofona eline geçiren var ya… Biz engellilere, mahallesinde, şehrinde yaptığı çalışmaları anlatıyor. Yani toplantı icraatın içinden programı olup çıkıyor.
Eğer 3 Aralıklar Engelli Bayramı olarak kutlansa, kimse böyle toplantılar düzenlemeye cesaret edemez. Belki birilerinin aklına engellileri mutlu etmek gelir.
Tabii bunun da 100 çeşit yolu var. Mesela engellilere hediyeler almak… Mesela engellileri tatile göndermek… Mesela engellileri hayallerine kavuşturmak, vesaire vesaire…
Burada unutulmaması gereken gerçek şudur: Bir toplumda engelliler mutlu değilse, hiç kimse mutlu olamaz… Bu sözüm her statüden, her mevkiden insana dairdir.
İşte bakın önümüzde kapı gibi, Abese Suresi’nin inme sebebi var. İsterseniz onu size kısaca şöyle bir hatırlatmış olayım…
Altın Tavsiye
Kıymetli okurlar, Peygamber Efendimiz (S.A.V), Medine eşrafından bazı isimleri irşat ederken, huzuruna Ama (görme engelli) bir sahabe geliyor ve kendisine bir soru sormak istiyor. Bunun üzerine Efendimiz (S.A.V) hafiften simasını değiştiriyor. İşte budur Abese Suresi’nin nüzul olma sebebi…
Burada unutulmaması gereken; Kur’an-ı Kerim’in hiçbir yerinde Habibine “gözünün üzerinde kaşın var” demeyen Yüce Yaratıcı, huzurundaki Amaya simasını değiştirdi diye Abese Suresi’nde hafiften fırçalamış.
Dolayısıyla, toplum hayatında engellilere davranırken çok dikkatli olmak gerekir. Unutulmasın ki bilerek veya bilmeyerek yapılan yanlışlar, ahiret hayatına zarar verebilir.
Hadi, bu Altın Tavsiye ile bugünlük yazıyı noktalamış olayım… 3 Aralık Engelli Bayramımız cümleten kutlu olsun.